Bir yıl
önce bu zamanlarda 'Seneye acaba nerede olacağım ve nasıl olacağım?' diye
sorardım. Hayatım çok değişti. Güzel anlamda çok şey eklendi. Şuan sevdiğim bir
müziği dinlerken yeni serdiğim nevresimlerime yumuşmuş halde, cumartesi
gecesinin pazar sabahına evrilişine umarsızca tanıklık ediyorum.
İyiyim, Gerçekten çok iyiyim. Sadece 'birey olmak'
olgusu bana biraz ağır geldi. Yapmak istediğim onlarca şeye yetişmeye
çalışıyor, bunlardan birazcık sızlanıyorum. Kendimi bunlardan uzaklaştırabilmem,
hemen heyecanlanıp nabzımın 0,3 snde 120lere fırlamasını
kontrol edebilmem gerek sanırım.
Okuldaki insanlar ister istemez biraz daha yabancı, konuşulan
konular biraz daha ciddi, yapılan işler de daha resmi artık.
Şubat 2018
Pazar günleri daha anlamlı.
Her aktivite daha bireysel.
Şimdi de düşünüyorum ki ileride bu zamanlarımı hatırlayıp mutlu olacağım, afferin be Eda diyeceğim. Herkes gibi, içinde olduğum durumun güzel yanlarının daha az farkında, zor veya eksik gördüğüm yönlerine karşı daha odaklıyım. İnsanız çünkü.
Her aktivite daha bireysel.
Şimdi de düşünüyorum ki ileride bu zamanlarımı hatırlayıp mutlu olacağım, afferin be Eda diyeceğim. Herkes gibi, içinde olduğum durumun güzel yanlarının daha az farkında, zor veya eksik gördüğüm yönlerine karşı daha odaklıyım. İnsanız çünkü.
Biraz da leyla.
Oysa, ferah bir nefes almak için yapabileceğimiz şeyler bize çok uzak değil veya çok zahmetli şeyler değil. Bazen sadece ilk adımı atabilmek gerekiyor. Ağaçların sesi, seni çocukluğunda geçirdiğin yaz akşamlarından birine götürebiliyor. Yıllar önce bulunduğun bir yere tekrar gittiğinde yıllardır görüşmediğin eski bir dostunu arayabilmek çok fazla şey ifade edebilir sana. Yalnız yürüyorken yol kenarındaki yaban otlarına dokunmak en kırsal iklimde bile doğayı hissetmeni sağlayabilir. Havuzun kenarındaki tatlı dalgalanmaların gün ışığında yaptığı yumuşacık pırıltıların farkına varmak, eve dönüşte bir parkta otururken başını arkaya yaslayıp gökyüzüne bakabilmek, odanda güzel bi şarkı çalıyorken perdenin esintiyle hafifçe savruluşunu hissetmek. Mental olarak, baktığımız şeyleri görmeye izin vermemiz gerekiyor sanırım.
Oysa, ferah bir nefes almak için yapabileceğimiz şeyler bize çok uzak değil veya çok zahmetli şeyler değil. Bazen sadece ilk adımı atabilmek gerekiyor. Ağaçların sesi, seni çocukluğunda geçirdiğin yaz akşamlarından birine götürebiliyor. Yıllar önce bulunduğun bir yere tekrar gittiğinde yıllardır görüşmediğin eski bir dostunu arayabilmek çok fazla şey ifade edebilir sana. Yalnız yürüyorken yol kenarındaki yaban otlarına dokunmak en kırsal iklimde bile doğayı hissetmeni sağlayabilir. Havuzun kenarındaki tatlı dalgalanmaların gün ışığında yaptığı yumuşacık pırıltıların farkına varmak, eve dönüşte bir parkta otururken başını arkaya yaslayıp gökyüzüne bakabilmek, odanda güzel bi şarkı çalıyorken perdenin esintiyle hafifçe savruluşunu hissetmek. Mental olarak, baktığımız şeyleri görmeye izin vermemiz gerekiyor sanırım.
İnsana mutlulukla karışık çok tatlı tınıda biraz hüzün de
veriyor.
O - çoğu kişiye göre önemsiz olabilen- anı sonsuzlaştırmayı istemek ve bir yandan da anın biricikliğine saygı duymak.
Çok güzel.
O - çoğu kişiye göre önemsiz olabilen- anı sonsuzlaştırmayı istemek ve bir yandan da anın biricikliğine saygı duymak.
Çok güzel.
Taslaklarda 3 ay öncesinden kalan yazımı tamamlamak istedim
bugün.
Okuyanlara güzel bir farkındalık vermiş olmak ümidiyle.
Okuyanlara güzel bir farkındalık vermiş olmak ümidiyle.