yıl 2010.O gün
yazdığım bir yazıyı okudum bugün .Varlığını çoktan unutmuştum oysaki.
...
...
Bugün
geçmişimi anımsadım,çocukluk zamanlarımı.
Ufacıkken
koşturduğum o yerlere, çocukluğumu geçirdiğim insanlarla
gittim.
Sonra
yıllar önce 27 martı nasıl heyecanla beklediğim aklıma geldi.
Her
27 marta ne kadar çok hazırlanırdık. Ayser hocamız biri günlerce çalıştırırdı. Aynayla konuşan küçük bir kız çocuğu ,annesiyle babasının kavgası ortasında kalan bir çocuk, kokoş bi kadın oldum hatta kurbağa rolünü bile oynadım. Bu oyunlarda çocukluk arkadaşım güzel dostum Simge de rol alırdı hep.
Her 26 mart gecesi karnıma ağrılar girerdi. Yıllar geçse de o zamana benzer bir heyecanı her 27 martta hissederim.
...
Her
şey ikinci sınıfta sınıf başkanı olmamla başladı. Sınıfı
susturmak,yaramazlık yapanları tahtaya yazmak... Hep yüksek sesle konuşuyormuşum o zamanlar sanırım olayların hararetinden. Nitekim görevimi çok önemserdim. Güzel bir şey
değil tabi ama şu an düşündüğümde bile bi coşuyorum.
Babam, topluluk karşısında konuşma yapacağımda beni karşısına alıp ' hadi bana da oku bakalım güzel kızım' derdi hep ''Şurada sesini yükselt. Coşkulu oku İstiklal marşı'na yakışır olsun. Bak burada biraz hüzünlü bi sesi kullanman gerek. Çanakkale'den bahsediyorsun.Unutma.'' Tiyatrom olduğunda da önce ona karşı canlandırmamı isterdi.''Anlatırken kollarını kocaman aç ve sahnenin ortasına doğru gel. Şimdi rolünde olduğun kişi huzursuz. Bunu bize vücut dilinle anlatmaya çalışmalısın.'' Tiyatroyu o zamanlar başka severdim, hala çok severim. İnsan hayal etiği kişi olabiliyor ya da olabileceği ama olmayı hayatında tercih etmediği kişiyi de yansıtabiliyor.Adeta bir süreliğine başka birinin hayatını yaşıyormuş gibi.
Babam, topluluk karşısında konuşma yapacağımda beni karşısına alıp ' hadi bana da oku bakalım güzel kızım' derdi hep ''Şurada sesini yükselt. Coşkulu oku İstiklal marşı'na yakışır olsun. Bak burada biraz hüzünlü bi sesi kullanman gerek. Çanakkale'den bahsediyorsun.Unutma.'' Tiyatrom olduğunda da önce ona karşı canlandırmamı isterdi.''Anlatırken kollarını kocaman aç ve sahnenin ortasına doğru gel. Şimdi rolünde olduğun kişi huzursuz. Bunu bize vücut dilinle anlatmaya çalışmalısın.'' Tiyatroyu o zamanlar başka severdim, hala çok severim. İnsan hayal etiği kişi olabiliyor ya da olabileceği ama olmayı hayatında tercih etmediği kişiyi de yansıtabiliyor.Adeta bir süreliğine başka birinin hayatını yaşıyormuş gibi.