Hayatımda yaşadığım en tuhaf anlardan biriydi. Canım sıkkındı ve karşımdakiyle oturmuş öylesine bir şeyler konuşuyorduk. Canımın sıkkın olduğunu fark etti ve hiçbir şeyi çok umursamamak gerektiğini, yaşayıp gitmenin, kafana eseni yapıp çok şey düşünmemeni en güzeli olduğunu söyledi. Ardından ‘Mesela’ diyerek bir şey anlattı. Ne anlattığını hatırlamıyorum ama daha önce aynı şekilde aynı cümle ve mimiklerle anlattığına o kadar emindim ki. O kişinin sürekli kendini tekrar ettiğini fark ettim. Bunu benden başka kişilere de böyle bi konuşmanın gelişinden defalarca kez anlatmış olduğunu hissettim. Tam o an o kadar net ve saf bir nefret duydum ki.. Sözleri gerçekten işe yaramıştı. Sözleri o gün canımı sıkan şeyi unutup kendisine öfkelenmeme neden olmuştu. Bunu belli ettim mi? Etmedim. Dudaklarımı sıkarak gülümsedim. Dudaklarımın dişlerime yaptığı o baskıyı belli etmemeye çalıştım.
Böyle
işte. Ben insanları kategorize eden biri değilim. Aslında hayatımda hep makul
bi insan olmaya çalıştım. Bazen
kötü şeyler yaptığını bildiğim veya bana karşı yanlış, sinsice şeyler yapmış bi insanın üzüldüğünü gördüğümde kalbimin ezildiğini hissedip üzülebiliyorum. Bazen de çok sevdiğim kişiler onlara özen gösterdiğim kadar bana karşı hassas davranmadıklarını fark
ettiğimde de o saf nefreti öyle yaşıyorum ki. O an beynimin
uyuştuğunu, boynumun adeta tutulduğunu ve sırtıma spazmların girdiğini hissediyorum. Kısa sürüyor ama çok can sıkıcı oluyor.
Eğlenmek, dinlenmek için yaptığımız tatilleri başkalarının
zevkine uydurmaya çalışırken günlerimizi; arkadaşlarımızla
geçirdiğimiz güzel vakti başka insanlara göstermeye çalışırken saatlerimizi harap ediyoruz. Zaman, ay sonuna
yetiştiremediğimiz internet paketleri gibi harcıyoruz.
Farkında olmadan eliminizin arkasıyla ittiğimiz şeylerin bizim için neleri değiştirebileceğini bu depresif günün sonunda biraz düşünmek istedim.
Hepimizin mutlu olduğu için yaptığı şeyler vardır. Peki bunları ne zaman ‘bir şeyleryaparak mutlu olmaya çalışmak’ a çevirdik?
Hepimizin mutlu olduğu için yaptığı şeyler vardır. Peki bunları ne zaman ‘bir şeyleryaparak mutlu olmaya çalışmak’ a çevirdik?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder