1 Ağustos 2017 Salı

Temmuz biterken

   Dün sabah, her zamanki gibi , çok erken saatte uyanıp  yaklaşık yarım saat vakit öldürdüm. Gecenin bi saatinde uyanıp, gördüğüm  rüyayı sabah hatırlamak için telefonuma yazmaya çalıştığım notun  başarısızlığına güldüm. Ekşi'deki konulara baktım, ciddi bir olay olmadığına kanaat getirdikten sonra biraz hayal kurdum. Bazı konuşmalar canlandırdım.  Şuan gitmem zor olan yerlere uçak bileti baktım. Derdim kaçıp gitmek, uzaklaşmak değil de seçeneklerimin olduğunu bilmeyi  seviyorum.. Böyle daha güzel. Neler yapabileceğinizin farkında olmak. Neyse,  biraz daha hayal kurdum ve zihnimin tertemizliğinden mutluluk duydum. Duş aldım. Spotifydan bi liste açıp keyifle kahvaltı hazırladım. Masamın yanındaki büyük pencereyi ve perdeyi açtım, hava mükemmeldi. Güneşli, geçen gece yağmur yağdığını hissettiren ferah bir kokuya eşlik eden tatlı bir esintiyle. Prag'a göre sıcak,  bana göre şahane.  
   Sokağa çıktım. Saçlarım hafif ıslaktı, yazın en sevdiğim ritüellerinden biri. Tramvaya yetişmek için biraz hızlandım.  Çoğu kişi turistti. Tramvayın son vagonuna binip  ayakta gittim. Bu görüntüye bayılıyorum.  Bir müzik duyuyorum ama kulaklıklarım çantamda. Kalabalıkta müzik dinlemek çok benlik değil, zaten dikkatim çok kolay dağılıyor. Birine yanlışlıkla çarpmam, eşyamı bir yerlerde unutmam ya da ceketimi düşürmem an meselesi oluyor. Son anda, gideceğim yerden bi durak önce inmeye karar veriyorum. Buradaki en sevdiğim binaların olduğu  sokağı seyrederek kahve ve kayısılı Çek donutu kokulu dükkanların önünden geçiyorum. Arkaplanda çalan müziğin sesi biraz daha yükseliyor. Binaya giriyorum. Demir kapısı yavaşça  açılıyor  ve kapının gölgesi  merdivenlere vuruyor, sıcacık turuncumsu sabah güneşiyle . Birinci kata çıkıp zile basıyorum. Martina  kapıyı açıyor her zamanki enerjisiyle ;
 -'Ahoj !
   Donut alsana, 10 tane!' 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder