16 Kasım 2017 Perşembe

Yine çok yazdım

 Merhaba!
   Güzel bir günden .
    Her  zamanki gibi  yine  nasıl biteceğine dair hiç bir fikrim olmayarak yazmaya başlıyorum. Aslında az önce duş alırken  birkaç şey aklıma geldi. ve çıkar çıkmaz koşarak  bilgisaya
rın başına oturdum. Ben bu satırları yazarken yıkamaya vereceğim için duvara yasladığım halılar arada düşüp irkilmeme neden oluyor ama onlar ıdüzeltmek bile şuan bir vakit kaybı gibi  geliyor.  Spotify'da  çok güzel bir listeyi dinliyorum. Müzik zevkini çok beğendiğim hayatımın güzel bir noktasına dokunmuş birinin listesi. Hayatıma bir yerde dahil olanların  müzik zevki gerçekten güzelmiş. Şu an düşününce bir tümevarım yapabiliyorum ve buradan kendilerine teşekkür ediyorum.

   Geçmişe dair hepimiz bazı şeylerden bazen  hüzünlü bahseder  ve bazen öfkeleniriz ama insanlardan,  güzel şeylerden ve yaşanan  şeylerden çok  çıkarımlarda bulundum. Şu an böyle bi insan olmamda çok etkileri var ve kendimden memnunum. İnsan kendinden memnun olmalı. Harika değilim, mükemmel değilim. Olsun böyle de güzelim, güzeliz!

    Her yerde olmak istiyorum. Her şeyde olmak, istediğim her şeyi yapmak. Kafamda çılgın atan projeleri yapmak istiyorum.Yazmaya üşeniyorum hem vaktim çok var, 24 yaşındayım! Hem de hiç yok. Bazen yapmam gereken onca şey varken yorgunluktan  akşam 9bucukta uyuyakalıyor sonra da sabahın 4ünde  uyanıp onları tamamlıyorum. Bu durumdan biraz yakınıyor sonra yaptığım bu şeylerden acayip zevk alıyorum. Ah hiç bir şey olamayabilir de. Çuvallayabilirim. Her şey en kötü ihtimalle tepetaklak olabilir.  En kötü ihtimalle bir cafede işe girer boş zamanlarımda sokak müziği yaparım. Gezgin olup tüm dünyayı gören insanların bloglarına imrenip kendi hayatımı beğenmemezlik yapmak istemiyorum. Bu insanın kendine yapacağı çok  büyük bir haksızlık olur! Tabi ki mesai saatleri düzeninde hiç çalışmayıp sürekli gezmek harika bir şey ama bir yandan da  2  bölüm dizi art arda izleyince bile kendini kötü hisseden biri olarak  sürekli bir şeyleri üstüne kafa yormam gerektiğini hissediyorum. Beni napacağız ? Gezerken bile  bi planım ve amacım olsun istiyorum. Hiç gitmediğim bi şehrin  '1 saat içinde'  önemli 6-7 noktasını öğrenip, google mapsten bakarak  kuzeyini doğusunu batısını  kafama kaydedip  idiş  biletini alıp  yola çıkabilirim değil mi?  İş, eğitim, gezi,  evrak işi. ..Ne olursa olsun. Bunu yapabileceğimi bilmek  iyi hissettiriyor.

  Seçeneklerimin olduğunu bilmek beni  her zaman mutlu etmiştir.  Yollar, farklı yönlere giden kökler gibi... Bir şekilde toprağa tutunuyorsun ve  her şekilde bir yolunu buluyorsun, Bazen  karşına taşlar çıkabilir.  Olsun. Zaten  hayatı akışında giderken bunun hiç farkına varmayan ve  herhangi bir aksaklık olduğunda her şeye isyan eden ve 'NEDEN BEN' diye  galeyana gelen insanlarız.  Hepimiz böyleyiz. Çünkü insanız. Yeri gelir 2 yıl önce hergün  sabah sıkılarak  yürüdüğümüz o yolu bile  özleriz.Bu arada şuan dinlediğm listeye gerçekten aşık oldum.
   Başlarken yazmayı düşündüğüm 4-5 konu vardı  ama şu an unuttum .
  2 yıl kadar önce 'Acaba 2 yıl sonra nerede olacağım ? ' diye bir soru sormuştum kendime. Bir yerlere yazmıştım. Bloga mı yoksa  bi kağıda  ya da not defterime mi? Hiç hatırlamıyorum Ama şua n yine buradayım ve 2 yıl sonra nerede olacağımı, napıyor olacağımı ÇOK merak ediyorum.

   2 gündür çok yorgun hissediyorum ve dizimde korkunç bir morluk var. İlk önce   dün okuduğum diz ağrısıyla doktora gidip kanser olduğunu öğrenen ve  bacağı kesilen  benim yaşlarımdaki  bir kızın  yazılarını okudum. Bende de öyle bir şey olabilir diye biraz paranoyaklaştım.  Gördüğüm onca kanser hastası, aldığım birkaç seçmeli ders , ilgili yerlerde yaptığım stajlar ve son zamanlarda yine bu konuda aldığım kustan sonra bunu normal karşılıyorum. Sonrasında da  2 gündür ağırlık verdiğim pilates yoga  karışımı  kendime çizdiğim  egzersiz programımın bir sonucu olduğuna karar verdim ama dizim gerçekten  baya bir morarmış. Ciddi bir şeyse eğer, bilmiyorum  sanki üstesinden gelebilirmişim gibi hissediyorum. Gelemezsem bile güzel bi hayat yaşamışım gibi. Pişmanlıklarla dolu değilim. Ailemi , arkadaşlarımı  çok seviyorum ve bunu  çok iyi biliyorlar. Bunun için şanslıyım ve bunun bu şekilde devam etmesi için elimden geleni yapacağım. Aşka gelincee Benim için şu an yakında görünen bir şey değil. Sanki bir sorumlulukmuş gibi geliyor. Belki hiç yoğun hissetmedim  ya da böyle bir karşıma çıkmadı?  Bilemem  bir cevabım yok.  Bazen  insan kendi kendini engelliyor galiba.

   Çok hayalci biri miyim? Evet ve aynı zamanda HAYIR.  Hayal kurduğum şeyler imkansız değil.  Korkunç derecede gerçekçi biriyim ama hayal etmeyi çok seviyorum. Pek çok şeyi de yapabildim aslında . Çok  büyük şeyler olmasa da. İşte beni gerçekten yoran şey bu.  Bu yüzden  yemek yemeyi bu kadar çok seviyorum belki de. Hayattan aldığın tat gibi bir şey. En az sevdiğim sebzelerin yemeğini kendi kafama göre yapıp güzel bir lezzete dönüştürmek.Harika !  Mükemmel lezzette bir çikolatayı yerken nerede olduğumu unutmak. İşte bu yüzden her zaman 1-2 kilo fazlam var ve onları çok seviyorum.

   Jüpiterle venüsün yaklaşması en çok benim burcuma yarayacakmış. Çok inanmyorum ama  güzel şeyler duymak  her  zaman insanı mutlu eder. Bakalım ben bu pastadan bir dilim alabilecek miyim ?

  Bu yazı çok değişik oldu. Belki sonradan okuduğumda  'Eda sil şunu' diyeceğim ama silmeyeceğim. Benden nefret edebilirsiniz ya da 'Sen kimsin? diyebilirsiniz  ya da daha  önce  söylediğim gibi hiç bir şey demeyebilirsiniz de. Ben hiç biri değilim. Öylesine biriyim. 

 Son olarak söylemek istediğim şey;
       hayatta  istediğiniz şeylerin peşinden 'başka insanlar üzerinden olmadan'  tutkuyla koşarsanız,    
      değer verdiğiniz insanlara onları görmek için  güzel adımlar atar, hayatınıza olmaları için şartlarınızı değiştirebilirseniz   ' pastanın  üstündeki tazecik ve canlı renkteki  lezzeli bir vişne  tanesi gibi '
    o zaman her şey güzel, hoş  ve şık olyor.  Benim anahtar kelimem: tutku.