Merhaba!
Güzel bir günden .
Her zamanki gibi yine nasıl
biteceğine dair hiç bir fikrim olmayarak yazmaya başlıyorum. Aslında az önce
duş alırken birkaç şey aklıma geldi. ve çıkar çıkmaz koşarak
bilgisayarın başına oturdum. Ben bu satırları yazarken yıkamaya
vereceğim için duvara yasladığım halılar arada düşüp irkilmeme neden oluyor ama onlar ıdüzeltmek bile şuan bir vakit kaybı gibi geliyor. Spotify'da
çok güzel bir listeyi dinliyorum. Müzik zevkini çok beğendiğim hayatımın güzel bir noktasına dokunmuş birinin listesi. Hayatıma bir yerde dahil
olanların müzik zevki gerçekten güzelmiş. Şu an düşününce bir tümevarım
yapabiliyorum ve buradan kendilerine teşekkür ediyorum.
Geçmişe dair hepimiz bazı şeylerden bazen
hüzünlü bahseder ve bazen öfkeleniriz ama insanlardan, güzel şeylerden
ve yaşanan şeylerden çok çıkarımlarda bulundum. Şu an böyle bi insan olmamda çok
etkileri var ve kendimden memnunum. İnsan kendinden memnun olmalı. Harika
değilim, mükemmel değilim. Olsun böyle de güzelim, güzeliz!
Her yerde olmak istiyorum. Her şeyde olmak, istediğim her şeyi yapmak. Kafamda çılgın atan projeleri yapmak istiyorum.Yazmaya üşeniyorum hem vaktim çok var, 24 yaşındayım! Hem de hiç yok. Bazen
yapmam gereken onca şey varken yorgunluktan akşam 9bucukta uyuyakalıyor
sonra da sabahın 4ünde uyanıp onları tamamlıyorum. Bu durumdan biraz
yakınıyor sonra yaptığım bu şeylerden acayip zevk alıyorum. Ah hiç bir şey
olamayabilir de. Çuvallayabilirim. Her şey en kötü ihtimalle tepetaklak
olabilir. En kötü ihtimalle bir cafede işe girer boş zamanlarımda sokak
müziği yaparım. Gezgin olup tüm dünyayı gören insanların bloglarına imrenip
kendi hayatımı beğenmemezlik yapmak istemiyorum. Bu insanın kendine yapacağı
çok büyük bir haksızlık olur! Tabi ki mesai saatleri düzeninde hiç
çalışmayıp sürekli gezmek harika bir şey ama bir yandan da 2
bölüm dizi art arda izleyince bile kendini kötü hisseden biri
olarak sürekli bir şeyleri üstüne kafa yormam gerektiğini hissediyorum.
Beni napacağız ? Gezerken bile bi planım ve amacım olsun istiyorum. Hiç
gitmediğim bi şehrin '1 saat içinde' önemli 6-7 noktasını öğrenip, google mapsten bakarak kuzeyini doğusunu batısını kafama
kaydedip idiş biletini alıp yola çıkabilirim değil mi? İş, eğitim, gezi, evrak işi. ..Ne olursa olsun. Bunu yapabileceğimi
bilmek iyi hissettiriyor.
Seçeneklerimin olduğunu bilmek beni her zaman
mutlu etmiştir. Yollar, farklı yönlere giden kökler gibi... Bir şekilde
toprağa tutunuyorsun ve her şekilde bir yolunu buluyorsun, Bazen
karşına taşlar çıkabilir. Olsun. Zaten hayatı akışında giderken
bunun hiç farkına varmayan ve herhangi bir aksaklık olduğunda her şeye
isyan eden ve 'NEDEN BEN' diye galeyana gelen insanlarız. Hepimiz
böyleyiz. Çünkü insanız. Yeri gelir 2 yıl önce hergün sabah
sıkılarak yürüdüğümüz o yolu bile özleriz.Bu arada şuan dinlediğm
listeye gerçekten aşık oldum.
Başlarken yazmayı düşündüğüm 4-5 konu
vardı ama şu an unuttum .
2 yıl kadar önce 'Acaba 2 yıl sonra nerede olacağım ?
' diye bir soru sormuştum kendime. Bir yerlere yazmıştım. Bloga mı yoksa
bi kağıda ya da not defterime mi? Hiç hatırlamıyorum Ama şua n yine buradayım
ve 2 yıl sonra nerede olacağımı, napıyor olacağımı ÇOK merak ediyorum.
2 gündür çok yorgun hissediyorum ve dizimde
korkunç bir morluk var. İlk önce dün okuduğum diz ağrısıyla doktora
gidip kanser olduğunu öğrenen ve bacağı kesilen benim
yaşlarımdaki bir kızın yazılarını okudum. Bende de öyle bir şey
olabilir diye biraz paranoyaklaştım. Gördüğüm onca kanser hastası, aldığım birkaç seçmeli ders , ilgili yerlerde yaptığım stajlar ve son
zamanlarda yine bu konuda aldığım kustan sonra bunu normal karşılıyorum.
Sonrasında da 2 gündür ağırlık verdiğim pilates yoga karışımı kendime
çizdiğim egzersiz programımın bir sonucu olduğuna karar verdim ama dizim
gerçekten baya bir morarmış. Ciddi bir şeyse eğer, bilmiyorum sanki
üstesinden gelebilirmişim gibi hissediyorum. Gelemezsem bile güzel bi hayat
yaşamışım gibi. Pişmanlıklarla dolu değilim. Ailemi , arkadaşlarımı çok
seviyorum ve bunu çok iyi biliyorlar. Bunun için şanslıyım ve bunun bu şekilde
devam etmesi için elimden geleni yapacağım. Aşka gelincee Benim için şu an
yakında görünen bir şey değil. Sanki bir sorumlulukmuş gibi geliyor. Belki hiç
yoğun hissetmedim ya da böyle bir
karşıma çıkmadı? Bilemem bir cevabım yok. Bazen insan
kendi kendini engelliyor galiba.
Çok hayalci biri miyim? Evet ve aynı zamanda
HAYIR. Hayal kurduğum şeyler imkansız değil. Korkunç derecede
gerçekçi biriyim ama hayal etmeyi çok seviyorum. Pek çok şeyi de yapabildim aslında
. Çok büyük şeyler olmasa da. İşte beni gerçekten yoran şey bu. Bu yüzden yemek yemeyi bu kadar çok seviyorum belki de. Hayattan aldığın
tat gibi bir şey. En az sevdiğim sebzelerin yemeğini kendi kafama göre
yapıp güzel bir lezzete dönüştürmek.Harika ! Mükemmel lezzette bir
çikolatayı yerken nerede olduğumu unutmak. İşte bu yüzden her zaman 1-2
kilo fazlam var ve onları çok seviyorum.
Jüpiterle venüsün yaklaşması en çok benim
burcuma yarayacakmış. Çok inanmyorum ama güzel şeyler duymak
her zaman insanı mutlu eder. Bakalım ben bu pastadan bir dilim alabilecek
miyim ?
Bu yazı çok değişik oldu. Belki sonradan
okuduğumda 'Eda sil şunu' diyeceğim ama silmeyeceğim. Benden nefret
edebilirsiniz ya da 'Sen kimsin? diyebilirsiniz ya da daha önce
söylediğim gibi hiç bir şey demeyebilirsiniz de. Ben hiç biri değilim. Öylesine
biriyim.
Son olarak söylemek istediğim şey;
hayatta istediğiniz şeylerin
peşinden 'başka insanlar üzerinden olmadan' tutkuyla koşarsanız,
değer verdiğiniz insanlara onları görmek
için güzel adımlar atar, hayatınıza olmaları için şartlarınızı
değiştirebilirseniz ' pastanın üstündeki tazecik ve canlı
renkteki lezzeli bir vişne tanesi gibi '
o zaman her şey güzel, hoş ve şık olyor.
Benim anahtar kelimem: tutku.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder