18 Aralık 2018 Salı

2018'e birkaç söz

 Kafam çok dolu
 Yapmam gerekenleri erteleme eğilimindeyim ki bu hiç sağlıklı değil. 
Yapmam gerekenleri yapmayı kendime ben dayatmıştım oysa yani  kimse beni zorlamıyor. Kendimi hırpalıyorum. Güzel şeyler yapmak, güzel şeyler inşa etmek istiyorum. Böylece belki mutlu olabilirim çünkü. O ihtimali artırmak için gereken ne varsa yapmalıyım. Kendime düşen kısmını ne kadar varsa.
 Ta ki benim kontrol demediğim noktaya gelinceye kadar. Çünkü artık o küçük kız değilim. 25 yaşıma geldim. Artık başkalarıyla birlikte yapabileceğim şeyler  oluşmaya başlıyor.  Her şeyin benim üstümde olmasını seviyorum yormasını normal karşılıyorum ama, nereye kadar? Gerçekten, gerçekten hiç mutlu olamayacakmışım gibi geliyor. İstediğim noktaya  hiçbir zaman ulaşamayacağım. Burnumda bir sızı olarak kalacak çünkü kendimden başka hiçbir şeyi  kontrol edemiyormuşum gibi geliyor.  Değerli o tazecik güzel düşüncelerin duyguların elinizden kayıp gideceğini düşünmeden, onları sarıp sarmalamadan öyle rahat yaşayıp gidiyorsunuz ki sizi tatmin etmeyen hayatlarınızda. Deliriyorum.  İstediğim gibi hissedemiyorum bile, korkuyorum beni korkutuyorsunuz. Kendi dünyamda kaybolmamı, her şeyi garantilemeye çalışırken solmamın sebebi sizsiniz. Bazen diyorum ki. Bana bir şey verin. Bana bir şey verin tamamen güvenebileceğim tek bir şey. Tek bir şey ama onu bile sarsıp  kalbimin ta içinde bi yeri sızlatmayı başarıyorsunuz. Umudumu, güc almak için tutanacağım o dalı ellerimden  söküp  gözlerimin önünde paramparça etmeyi bırakmıyorsunuz. Ben bunu hiç yapmadım.  Aksine sarıp sarmalamak, tüm sevgimi içimden taşarcasına göstermek için ölüyorum.
 Kalbim
 Onu güçlü tutmak için her şeyi yapıyorum. Daha güçlü olmak, daha güçlü hissetmek için. Aslında gayet  sağlıklıyım. Ailemdeki kalp öyküsü dışında hiçbir şey yok. Kendime çok yükleniyorum.
Bilmiyorum
Bu aralık ayının ortasında
    bana yaşadığımı hissettiren ama beni çok  korkutan duyguların içinde akıntıyla boğuşuyor gibi hissediyorum.
 2019 bana nasıl geleceksin?
 2017 çok zor ve çok güzeldi  ama tekrar böyle bir yıla daha dayanamam.
 Belki de kaçmalıyım .
  Çok idealist adımlar atıp çılgın projelere girişmek için biraz fazla duygusalım şu sıralar. Antalya'daki özlediğim o tatlı hayatıma dönüp elimdeki +larla  mutlu olabileceğim güzel şeyler  inşa edebilirim.  bu en kötü ihtimalim aslında ve bu bile oldukça güzel. Ama bunu kaçmak için yaparsam kendimi şu an affetmem. Esas istediğim şeylerden beni uzaklaştıracak bi adım atmak istemiyorum. Bunu her zaman yapabilirim. Bu benim C planım.
  A ve B şu anda netleştirmediğim ama bazı düşünce, duygu ve hedeflerimin beni sürüklediği planlar.
Gerçekten hiçbir şey bilmiyorum.
 Keşke biri beni mutlu edecek birkaç söz söylese.
 Yalan  söylese, o da olur.
 Aklımı zihnimi karmakarışık uçurumlara yuvarlamayan birkaç tertemiz söz.
 Böyle birkaç söze öyle ihtiyacım var ki.
 Sahil büfelerinde verdikleri buz damlacıklarıyla kaplı bardaklardan kana kana içtiğim sular gibi.
 İçim bi nebze serinletse.
 Sıcak suyla aldığım duşlarda bulduğum yumuşacık sakinlikle yetinmeye çalışmasam.
  Tüm kafamdakileri buraya kustum biraz rahatladım. Ama bunların artık yazılmış somutlaşmış olması beni ürkütüyor.

 Kendi güvenli bölgenizi kurmaya çalışmak
 ve
 mutlu olmayı dilemek.
 Çok çaresizce değil mi?


29 Nisan 2018 Pazar

Çok güzel

    Bir yıl önce bu zamanlarda 'Seneye acaba nerede olacağım ve nasıl olacağım?' diye sorardım. Hayatım çok değişti. Güzel anlamda çok şey eklendi. Şuan sevdiğim bir müziği dinlerken yeni serdiğim nevresimlerime yumuşmuş halde, cumartesi gecesinin pazar sabahına evrilişine umarsızca tanıklık ediyorum.

   İyiyim, Gerçekten çok iyiyim. Sadece 'birey olmak' olgusu bana biraz ağır geldi. Yapmak istediğim onlarca şeye yetişmeye çalışıyor, bunlardan birazcık sızlanıyorum. Kendimi bunlardan uzaklaştırabilmem, hemen heyecanlanıp nabzımın  0,3 snde  120lere fırlamasını   kontrol edebilmem gerek sanırım.
 Okuldaki insanlar ister istemez biraz daha yabancı, konuşulan konular biraz daha ciddi, yapılan işler de daha resmi artık.
                                                                                                                                              Şubat 2018
   Pazar günleri daha anlamlı.
   Her aktivite daha bireysel.
 Şimdi de düşünüyorum ki  ileride bu  zamanlarımı hatırlayıp  mutlu olacağım, afferin be Eda diyeceğim.  Herkes gibi
, içinde olduğum durumun güzel yanlarının daha az farkında, zor veya eksik gördüğüm yönlerine karşı daha odaklıyım. İnsanız çünkü. 
   Biraz da leyla.
   Oysa, ferah bir nefes almak için yapabileceğimiz şeyler bize çok uzak değil veya çok zahmetli şeyler değil. Bazen sadece ilk adımı atabilmek gerekiyor. Ağaçların sesi, seni çocukluğunda geçirdiğin yaz akşamlarından birine götürebiliyor.  Yıllar önce bulunduğun bir yere tekrar gittiğinde yıllardır görüşmediğin eski bir dostunu arayabilmek çok fazla şey ifade edebilir sana. Yalnız yürüyorken yol kenarındaki yaban otlarına dokunmak en  kırsal iklimde bile  doğayı hissetmeni sağlayabilir.   Havuzun kenarındaki tatlı dalgalanmaların gün ışığında yaptığı yumuşacık pırıltıların farkına varmak, eve dönüşte bir parkta otururken başını arkaya yaslayıp gökyüzüne bakabilmek, odanda güzel bi şarkı çalıyorken perdenin esintiyle hafifçe savruluşunu hissetmek. Mental olarak,  baktığımız şeyleri görmeye izin vermemiz gerekiyor sanırım.
 İnsana mutlulukla karışık çok tatlı tınıda biraz hüzün de veriyor.
   O  - çoğu kişiye göre önemsiz olabilen-  anı sonsuzlaştırmayı istemek ve  bir yandan da anın biricikliğine saygı duymak.
 Çok güzel.

  Taslaklarda 3 ay öncesinden kalan yazımı tamamlamak istedim bugün.
 Okuyanlara 
güzel bir farkındalık vermiş olmak ümidiyle.