22 Haziran 2020 Pazartesi

Gün senin

Günü  planlamak ve 
zamanını dilediğin şeye ayırabilmek için, kendin için düzenlemek mükemmel bir his.
 Planlar uzayabilir, beklenmeyen detaylar çıkabilir.
 Ama o aksaklıklar her zaman güzel bir şey olması için bir fırsat doğuruyor, 
aylardır görmediğin arkadaşınla karşılaşmak gibi.
 İşler zora koştuğunda hep böyle düşünür ve 
her şey yolunda gittiğinde de, ne güzel oldu, diyip kendimi  ödüllendiririm.
 Bugün kendime ödül olarak koca bi buket zambak almak üzereydim ama
çok yağmur yağdı.
Eve dönerken de hava aydınlandı ve dostlarımın çok güzel bi planına dahil oldum, 
eğer alsaydım çiçeklerim solacaktı ya da bu planı yapamayacaktım.
 Güzel anılar, damağında bıraktığı o tat ile biriciktir ve bu yüzden güzeldir.
Üzen, yıpratan anılar ise  bi şekilde güzel hikayelerin yol taşlarını dizen veya  o yola seni yönlendiren detaylardır.
 Yaşamak çok güzel.
Kendinle mutlu olabiliyorsan, 
evde bir ses olmadan sakince oturabiliyor ve zihnindeki fikirlerden, seslerden korkmuyorsan.
Huzurlu olmak için illaki bir şeylerin olmasına ihtiyaç duymuyorsan,
yaşamayı sevmek için hiç bir engelin yok demek değil midir?

Belki bireyselliğe fazlaca alışmış biri için bu kişisel ritüellerin değişmesi ihtimali insanı biraz tedirgin edebilir. Düşününce odada  bazı eşyaların yerini değiştirdiğimizde bile alışana kadar  birkaç kez yönümüzü şaşırabiliyoruz. Konu bir de  insanlara gelince benzer bir farklılığı ve şaşkınlığı hissetmekten daha doğal ne olabilir ki? 

24 Mayıs 2020 Pazar

Arşivden // Safezone

  Farklı bi şehirde çok farklı hislerle uyandım,
daha çocuk, daha masum.
  Hiç düşünmeden koştuğum yolları düşündüm,
arkama dönüp baktığımda heyecan ve neşe doluydu
oysa derinlerdeki yarım kalmışlık ve yalnızlığın teskin eden  hissi
kollarımı uyuşturuyordu.
  O zaman fark ettim 
bazı duygularımı nasıl da köreltebilmiş, anlamsızlaştırmışım, küntleştirmiştim.
  'Çok zor!' dediğim şeylere karşı hissizlemiş,
vazgeçemem dediklerime karşı donuklaşmışım.
  Üstüne yığılmış kuru dalların altında nefes almaya çalışan bi fidan gibi
hissediyorum.
  Bu sabah
(normal hayatta tanımadığım) sevdiğim adamın kollarında uyanıyormuş gibi bir anı yaşadım.
Yanına sere serpe uzandığım yatağımda
onun bedeninin yanına küçücük kalmıştım.
  İncitmeye ürkerek avucuna aldığın yavru bir kuş gibi.
En son ne zaman böyle hissettiğimi düşündüm.
 Benim için bir şey ifade etmediğinden olsa gerek,
hayalimden silinip gitti.
  Kendimi, en  son ne zaman öyle koyverdim dedim,
yüzerken suyun üstünde kollarımı açtığım gibi.
 Tercih edilen değil de  zorunda kalınan  bireyselliği sevmediğim için bunları söylüyorum.
 Bi anlam ifade etmeli mi,
 Değer mi ?
 Yoksa
 ketum ya da aksi ve huysuz mu olmalıyım
 Bilmiyorum.


  Tek bildiğim,
 bu sabah çok güzel uyandığım
 ve 
kim olduğunu bilmediğim, kollarında uyandığım, 
perdeden süzülen güneş ışıklarının etkisiyle gözlerimi kısıyorken
koklaya koklaya sarıldığım adamı çok sevdim.
O yabancı kimdi?
 Bir yerde ve hayatımın bir zamanında karşıma çıkacak mı,
 ya da çıktı mı ?


                                                                                                                    24.05.2020

  O  yabancıyı görmek istedim, sevmek istedim. Sanırım  hedefimi şaşırmıştım ama  olsundu. Her yaşanan zaman bir anı, her deneyim güzel öğrenilmiş bir dersti. Dünya dönüyordu. Sevmekten hiç vazgeçmedim. Bü hayatım parmak uçlarımla keşfedeceğim. 15.11.21

Arşivden // Sıra bana geldi

  Şu sıralar çevremdekiler ilişkileri hakkında bazı sorunlar yaşıyor ya da tereddütler hissediyorlar.
 Konu bu olunca  bu güzel insanlara bazen çok güzel şeyler önerebiliyorum ama kendime gelince o kadar safça bir öngörüsüzlüğe ve önemsemeyişlere sahibim ki. Bazen ne yapacağımı  gerçekten bilemiyorum. Böyle zamanlarda  kendimi başka birisiymiş gibi düşünüp karşımdakine, yani kendime, ne yapmam gerektiğini tembihliyorum.
  Ben olmadığımı düşündüğümde gerçekten olayların çok güzel görebiliyorum ama o ayrışmayı yapabilmem lazım. Yaşadığım veya yaşamaya yaklaştığım hikayelerden böyle yapıcı yargılara varıyorum aslında. Peki neden sıra kendime geldiğinde aklım bir anda donuyor?
 Midesi kazınırken pastadaki en ortalama dilimi bile seçemeyen hal alıyor beni.
Bu iç dinamiği yaşamak dahi oldukça güç. Peki nasıl bu zehri atabilir ve artık aldığım/alacağım  kararlarda kendime güvenebilirim, bilmiyorum.


                                                                                                                      22.05.2020

 1,5 yıl önce de kendimi ve kararlarımı sorguluyormuşum. Oysa kendimden başka en fazla neye güvenebilirim ki? 15.11.21