daha çocuk, daha masum.
Hiç düşünmeden koştuğum yolları düşündüm,
arkama dönüp baktığımda heyecan ve neşe doluydu
oysa derinlerdeki yarım kalmışlık ve yalnızlığın teskin eden hissi
kollarımı uyuşturuyordu.
O zaman fark ettim
bazı duygularımı nasıl da köreltebilmiş, anlamsızlaştırmışım, küntleştirmiştim.
'Çok zor!' dediğim şeylere karşı hissizlemiş,
vazgeçemem dediklerime karşı donuklaşmışım.
Üstüne yığılmış kuru dalların altında nefes almaya çalışan bi fidan gibi
hissediyorum.
Bu sabah
(normal hayatta tanımadığım) sevdiğim adamın kollarında uyanıyormuş gibi bir anı yaşadım.
Yanına sere serpe uzandığım yatağımda
onun bedeninin yanına küçücük kalmıştım.
İncitmeye ürkerek avucuna aldığın yavru bir kuş gibi.
En son ne zaman böyle hissettiğimi düşündüm.
Benim için bir şey ifade etmediğinden olsa gerek,
hayalimden silinip gitti.
Kendimi, en son ne zaman öyle koyverdim dedim,
yüzerken suyun üstünde kollarımı açtığım gibi.
Tercih edilen değil de zorunda kalınan bireyselliği sevmediğim için bunları söylüyorum.
Bi anlam ifade etmeli mi,
Değer mi ?
Yoksa
ketum ya da aksi ve huysuz mu olmalıyım
Bilmiyorum.
Tek bildiğim,
bu sabah çok güzel uyandığım
ve
kim olduğunu bilmediğim, kollarında uyandığım,
kim olduğunu bilmediğim, kollarında uyandığım,
perdeden süzülen güneş ışıklarının etkisiyle gözlerimi kısıyorken
koklaya koklaya sarıldığım adamı çok sevdim.
koklaya koklaya sarıldığım adamı çok sevdim.
O yabancı kimdi?
Bir yerde ve hayatımın bir zamanında karşıma çıkacak mı,
ya da çıktı mı ?
ya da çıktı mı ?
24.05.2020
O yabancıyı görmek istedim, sevmek istedim. Sanırım hedefimi şaşırmıştım ama olsundu. Her yaşanan zaman bir anı, her deneyim güzel öğrenilmiş bir dersti. Dünya dönüyordu. Sevmekten hiç vazgeçmedim. Bü hayatım parmak uçlarımla keşfedeceğim. 15.11.21