5 Nisan 2014 Cumartesi

Faranjit

Faranjitle ilk tanıştığımda sanırım  9.sınıftaydım. Ertesi gün iskele şelale önünde konserimiz vardı. Üstüne bir de  diğer grubun flütçüsü son gün şehir değiştirmeye karar verip tüm repertuarını bana yıkmıştı. Konser günü limonlu karabiberli pekmezli korkunç bir karışımı kafaya dikip öyle çıkmıştım evden. Neyseki, bir şekilde idare etmiştik.
 
  Şimdi  20 yaşımdayım. Denize hasret bedenimin yoğun İzmir havasına maruz kaldığı, şarkılarla geçen o güzel tatilin sonunda Ankara'ya korkunç bir sesle döndüm. Ah Akdeniz  bana bu kadar  kötü davranacağını  bilsem gider miydim? Ege'ye Akdeniz dememe bozulmamışsınızdır umarım sonuçta pratik olarak akdeniz  oluyor. Kullandığım ilaçlardaki psödoefedrin denen o lanet madde yüzünden menapozlu kadınlar gibi sıcak basıyor günlerdir, bir triplere felan giriyorum. Konuştuğumda da 'Seni bu sesle ciddiye alamıyoruz Eda yeşil köprü taraflarına gitsen iyi iş yaparsın' diyip  dalga geçiyorlar. Kısacası faranjitseniz, vize haftasındaysanız ve Eda'ysanız hayat gerçekten çok zor.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder