Faranjitle ilk tanıştığımda sanırım 9.sınıftaydım. Ertesi gün
iskele şelale önünde konserimiz vardı. Üstüne bir de diğer
grubun flütçüsü son gün şehir değiştirmeye karar
verip tüm repertuarını bana yıkmıştı. Konser günü limonlu
karabiberli pekmezli korkunç bir karışımı kafaya dikip öyle
çıkmıştım evden. Neyseki, bir şekilde idare etmiştik.
Şimdi
20 yaşımdayım. Denize hasret bedenimin yoğun İzmir havasına
maruz kaldığı, şarkılarla geçen o güzel tatilin sonunda Ankara'ya
korkunç bir sesle döndüm. Ah Akdeniz bana bu kadar kötü davranacağını bilsem gider miydim? Ege'ye Akdeniz dememe
bozulmamışsınızdır umarım sonuçta pratik olarak akdeniz
oluyor. Kullandığım ilaçlardaki psödoefedrin
denen o lanet madde yüzünden menapozlu kadınlar gibi sıcak
basıyor günlerdir, bir triplere felan giriyorum. Konuştuğumda da
'Seni bu sesle ciddiye alamıyoruz Eda yeşil köprü taraflarına gitsen iyi iş yaparsın'
diyip dalga geçiyorlar. Kısacası faranjitseniz, vize
haftasındaysanız ve Eda'ysanız hayat gerçekten çok zor.