3 Nisan 2014 Perşembe

Güne başlarken

   Ankara'da yaşıyorsanız bayramları coşkuyla kutlamak ‘yapmazsan olmaz’lardan biridir. 
 Ben de o günlerden birinde belki de dünyanın en huzurlu uykusundan uyanmıştım ve aşağıdaki yazıyı yazmıştım. Paylaşmak istedim.
                                                  ...
    Okuduğum birkaç satır söz, konuştuğum kişinin yüzündeki samimi bir gülümseme, yolun kenarında hava şartlarına direnen bir papatya veya  güzel sohbetlerin olduğu kalabalık tatlı bir atmosfer… Bunlar ve daha pek çok şey içimde binlerce güzel duyguya sebep oluyor. Odanın  bir köşesinde unutulmuş ve yıllardır titreşmeyi bekleyen bir müzik enstrümanını uzun zaman sonra tekrar elime aldığımda olduğu gibi.
  Bazı günler en yakın boş bir defter ve kaleme ulaşmak için  koşar adımlarla yurduma ya da evime gidiyorum.  Aklımdaki tamamlanmayan cümleleri hemen yazıp orada olgunlaştırmak ve  güzel bir ifadey dönüştüp rahatlamak istiyorum. Bunu yapmadığımda adeta aklımı uyuşturan hırçın bir fırtınanın zihnimde estiğini hissediyorum. Planladıklarımı hayata geçirirken de  parçaları  ortaya öylece döküp en başından ince ince düzenleme ve bunu yaparken de kendini paralama olayım da sanırım burada geliyor.
   Origami yapar gibi sonunda güzel bir şey ortaya çıkmasını umut ederek doğru zaman ve sırayla katlamalar yapmaya çalışıyorum. Kabul edelim dünyayı kurtarmayacağım ama bazı şeyleri değiştirebilirim. Şu an sabahın  bu sakin  saatlerinde  pencereden sızan güneş odayı doldururken duyduğum  miskin bir kedinin pati sesleri yüzümde bir gülümseme oluşturuyorsa bunu paylaşmalıyım gibi hissediyorum. Belki ileride  bu yazıyı okuyan birilerinin yüzünde de o güümsemeye neden olur ve okuduğu o günün güzel başlamasını sağlarım. Çok sevdiğim Chopen bestesiyle (nocturne no:9)  başladığım günlerde  tüm gün aşıklar gibi dolaştığım gibi birilerine de sebep olur belki? Bu ihtimal bile beni öyle mutlu ediyor ki. Bu uğurda saatlerimi umarsızca harcayabilirim.

   Bazen yaşadığım hayatı yönlendirmenin ellerimde olduğunu o kadar çok  hissediyorum ki. Metroda donuk bakışlarla dakikalarını geçiren insanları gördüğümde  içten içe rahatsız oluyorum. 'Neden kendine bunu yapıyorsun' diye haykırasım geliyor. 'Biraz sonra başına bir şey gelebilir, gerçekten böyle mi hayatını geçirmek istiyorsun?'. Biraz sonra yine metroya bindiğimde bugün yüzler daha farklı bakacağından eminim  çünkü Cumhuriyet Bayramını kutlayacağımız için bende olduğu  gibi pek çok insanın içinin kıpır kıpır olduğunu  biliyorum. 

   Güzel bir telaş, güzel bir gün, güzel bir bayram var bugün. Bu günü şimdiden sevdim.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder