2 Nisan 2014 Çarşamba

Şarkılar ve yollar

   Beni düşündüren şarkıları seviyorum. Sözü olmayan  şarkıları daha çok seviyorum sanırım sözlerin şarkıların anlamının daralttığını düşündüğüm için bu böyle. Kaçırdığım popüler şarkılar yüzünden  bazen zamandan kopuk hissederim. Bazen güzel sözlere  sahip olan şarkılara takılır kalır ve ayları geçiririm. Böyle şarkıları sürekli  dinlemek  ne kadar sağlıklı, bilemiyorum. Ama yürünecek yollar kat edilecek mesafeler bitmiyor ki.  Sevdiğiniz şarkılar sizin dostunuz  oluyor ve nerede olursanız olun sizi evinizde hissettiriyor. Ankara’da yaşıyorsanız bazen kaçasınız geliyor  buradan. Bazen de başka bir şehirden dönerken o sokaklar, sakin kaldırımları düşünüp Ankarayı özlüyorsunuz.

   Zaman geçiyor, zaman hep bir şekilde geçiyor ve ben hep  kendimi bir yerlere koşarken buluyorum. Bunların hepsine nasıl zaman buluyorsun derseniz inanın ben de tam olarak bilmiyorum ama şunu söyleyebilirim. Sahip olduğum tüm enerjimi olabildiğince verimli bir şekilde kullanmak istiyorum. Gücümün yettiği her şeye yetişmeye çalışıyorum. Yoksa varlığımın bir anlamı yokmuş gibi  geliyor. Yaşamayı iliklerime kadar hissetmek istiyorum. İki gün oturup dizi izleyeyim, üçüncü günde  kendimi  tedirgin hissetmeye başlıyorum. Elimde sürekli gezdirdiğim flütüm, çantamın içine tıkılmış bir spor ayakkabı, not defterimin bi sayfasına karalanmış bir resim, çantanın bir köşesindeki ders notlarım  bu yüzden var.


Lisede felsefe dersinde okuduğum John Locke aklıma geldi, demiş ya en kabaca ’ Hayat boş bir levha gibidir. Deneyimler bilgiyi getirir, bilginin kaynağıdır ’. Ben bilgiye ulaşmaya çalışmıyorum gerçi, ben kendime ulaşmaya, hayata dokunmaya çalışıyorum. Yaptığım her şey o boş levhaya/ tuale atılmış renkli bir fırça darbesiymiş gibi geliyor. Hayatımın sona erdiğinde de ortaya güzel bir şeyin çıkmış olmasını ve yaşamaya  devam etmesini diliyorum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder